Aposto! - Kullandığımız dil, bilinmeyen duygular ve cesarete davet

Kullandığımız dil, bilinmeyen duygular ve cesarete davet

Kutsal Roma İmparatoru Charlemagne ''İkinci dili bilmek ikinci ruha sahip olmaktır.'' demişti, dilin yarattığı gerçeklikle ilgili güçlü bir ifade.

Yarın gireceğim yeni yaşımla beraber benim için şu dönemler yeni iş, yeni web sitesi, yeni bülten ve çok kısa bir süre sonra yeni ülkeye taşınmanın hareketliliği ile geçiyor. 

Yeni yaştan ve hareketlilikten bahsetmişken son zamanlarda sıklıkla gördüğüm bir konuya değinmek istiyorum; Dünya Sağlık Örgütü’nün “bir insan konfor alanının dışına çıkmıyorsa yaşlıdır.” şeklinde bir yaşlılık tanımı olduğunu okuyorum sosyal mecrada – ve bunun da (en azından etrafımda duyduğum kadarıyla) çoğu kişiye iyi geldiğini görüyorum zira kendimize ve başkalarına yaşlı veya genç olarak hitap etmek duygu durumumuzu etkileyebiliyor çoğu zaman.

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü’nün web sitesine ve sosyal medya hesaplarına baktığımda bu şekilde resmi bir paylaşımını göremediğim için böyle bir açıklamalarının olmadığını düşünüyorum ve hatta aksine direkt yaş üzerinden giderek bir tanımlama yaptıklarını gördüm. Yanlışsam beni düzeltin lütfen, farklı bir şey öğrenirsem mutlaka burada tekrardan paylaşırım. 

Sorgulamalı ve araştırmalı günler diliyorum hepimize.



Dil Düşünce Şeklimizi Nasıl Etkiliyor?


“Tabii dünyada yalnızca bir değil, yaklaşık 7.000 konuşulan dil var. Tüm diller her açıdan bir diğerinden farklıdır. Bazı dillerin farklı sesleri varken bazılarının farklı söz dağarcıkları ve hatta farklı yapıları var -- çok önemli, farklı yapılar. Bu da bizi şu soruya getiriyor: Dil, düşünce şeklimize yön veriyor mu? Bu çok eski bir soru. İnsanlar bunun cevabı hakkında yüz yıllardır çıkarım yapıyorlar. Kutsal Roma İmparatoru Charlemagne ''İkinci dili bilmek ikinci ruha sahip olmaktır.'' demişti, dilin yarattığı gerçeklikle ilgili güçlü bir ifade.”

Bültenin bu sayısında odaklanmak istediğim konuya “yaşlı” kavramının tanımına dair kafa karışıklığı ile giriş yapmış oldum aslında. 

Lera Boroditsky psikolojide dil ve biliş alanında uzun zamandır çalışan başarılı bir profesör, yukarıdaki paragraf da onun “Dil Düşünce Şeklimizi Nasıl Etkiliyor?” başlıklı TED konuşmasından bir alıntı. 

Nasıl bir dil kullanıyoruz, kullandığımız kavramları nasıl tanımlıyoruz, üzerinde çalışmayı ve düşünmeyi en sevdiğim konular – gerek birebir görüştüğüm danışanlarımla gerek grup çalışmalarında gerek sosyal ortamlarda… ve tabii ki kendi hayatımda da buna mümkün olduğunca dikkat etmeye çalışıyorum.

Boroditsky de bu konuşmasında daha geniş bir perspektiften olaya bakarak konuştuğumuz dile odaklanıyor ve izleyicileri düşünmeye davet ediyor; konuştuğumuz dil düşüncelerimizi nasıl şekillendiriyor olabilir?



Çok “Gezelligheid” Hissediyorum


Tam da yukarıdaki konuyla bağlantılı bir örneğe bakalım:

“Dışarıda yağmur atıştırırken ve oyuklardan nem yükselirken Hollandalıların gezelligheid dedikleri hissi arıyoruz. ‘Arkadaş’ sözcüğünden türeyen gezelligheid hem fiziksel koşulları hem de sarılıp sarmalanma hissiyatını anlatıyor; kendinizde evinizde hissettiğiniz sıcak bir ortamda iyi arkadaşlarla bir arada olma hissini. Gezelligheid’ı tek başınayken hissetmek mümkün değil.”

Farklı coğrafyalar ve kültürlerden çıkmış 154 duygunun anlatıldığı 'Duygular Sözlüğü' kitabından ufak bir alıntı. Kitabın yazarı, tarihçi Tiffany Watt Smith diyor ki; duygu üzerine yeni sözcükler katmamız önemli evet, ama bunun da ötesine bakmamız gerekiyor. Bu sözcükler nereden gelmiş, hangi anlamda doğmuşlar ve zaman içinde nasıl şekillenmişler, içinde ne gibi düşünceler barındırıyor...

Duygu ve dil arasındaki bağlantıya odaklanan Smith, Boroditsky’e çok benzer bir şekilde şöyle söylüyor; duygulara yüklediğimiz anlamlar, onları nasıl yaşadığımıza göre değişir. 



Cesareti nasıl tanımlıyorsunuz?


Geçen hafta bir kurumda 1 saatlik “Cesareti Keşfetmek” başlıklı bir webinarım vardı – uzun bir süredir üzerinde çalıştığım bir konu cesaret; psikoloji biliminde, filmlerde, felsefede, mitolojide, kitaplarda… nasıl anlatıldığını araştırıp notlar alıyorum. Bir yandan da görüştüğüm, çalıştığım kişilere soruyorum cesareti nasıl tanımladıkları ve kendilerini bu anlamda nasıl gördüklerine dair. 

Webinarda da cesaret üzerinden ilerleyerek kavramları nasıl tanımladığımızın ve bu tanımların bizi nasıl etkileyebileceğini konuştuk – katılımcılardan biri 1 saatin sonunda bazı durumlar karşısında aslında cesaretli olduğunu yeni fark ettiğini ve fakat bugüne kadar kendisine göre hiç de cesur olmadığını düşündüğünü ve bunun da yeni adımlar atma konusunda kendisini geri çektiğini paylaştı. 

Web sitemde de yer alan “Cesarete Davet” başlıklı anketimi doldurarak dilerseniz kendi cesaret tanımınıza bir bakabilirsiniz - benim için de bu şekilde ileride yapacağım analizler için çok güzel bir veri birikmiş oluyor. Anket sonunda bireysel tanımlamalarınızın psikolojideki karşılığına dair ufak bir bilgilendirici yazı da yer alıyor. 

haftalık notlar

Psikoloji odaklı notlarım; kimi zaman tartışmalı deneyler, kimi zaman güncel araştırmalar, düşünmeye davet eden sorular, öneriler, psikolojinin farklı dallarından küçük bilgiler…

Son Sayılar

cover

Yazmak, boş zamanda yaşamak ve stresli olmak

Çok az veya çok fazla zamana sahip olmak, iyilik halimizi etkiliyor mu?
cover

Şiddet, ayrımcılık ve işyerlerinde psikoloji

İşyerlerinde psikolojik sağlık hala üzerinde konuşulamayan bir konu olmaya devam ediyor.
cover

Travmalar, farkındalık ve bütünsellik

"Anormal zamanlarda verilen anormal tepkiler normaldir."