Aposto! - “Bakü’ye 4 bin füze”

“Bakü’ye 4 bin füze”

İran ile Azerbaycan arasındaki gerginliğin arka planında ne var?

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bagheri’nin “Azerbaycan gerilimi daha da tırmandırırsa, Bakü’ye 4 bin füze atacağız ve bu şehri yok edecek" tehdidinde bulunduğuna yönelik haberler, İran ile Azerbaycan arasında uzun süredir devam eden sessiz gerilimi görünür hâle getirdi. 

Karşılıklı askerî gösteriler

Bu haberlerden önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “İran kamyonlarının yasa dışı şekilde vergi ödemeden, işgal altında olduğu dönemdeki gibi Karabağ bölgesine gittiğini” söylemiş ve İran’ın sınırda daha önce yaptığı askerî tatbikatları eleştirmişti. İki İran vatandaşı kamyon şoförü de Azerbaycan’ın egemenliğini ihlal ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.

İran 1 Ekim’de Nahcıvan sınırında yeni bir askerî tatbikat daha gerçekleştirirken İran’ın dinî lideri Ali Hamaney’in Bakü’deki temsilciliği kapatıldı. Türkiye ve Azerbaycan 4 Ekim’de Nahcıvan’da Sarsılmaz Kardeşlik 2021, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan 5 Ekim’de Tiflis’te Sonsuzluk-2021 adlı tatbikatları yaptı. Pakistan da Türkiye ve Azerbaycan’ın bazı ortak tatbikatlarına katılmıştı.

Bir adım geriden: Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren savaş sonucunda Azerbaycan, neredeyse 30 yıldır Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesini işgalden kurtarmıştı. Savaşın sonunda Türkiye ile Azerbaycan arasında Nahcıvan’dan geçen bir kara yolu açılması konusunda anlaşılmıştı. Henüz açılmayan bu yol ise İran’da endişeye sebep olmuştu.

İran'ın endişeleri

Ticari endişeler: Karabağ’ın işgal altında olduğu dönemde Azerbaycan ve Nahcıvan ile Türkiye ve Orta Asya ülkeleri arasındaki ticaret İran üzerinden yapılıyordu. İran tırları kolayca Ermenistan ve Rusya’ya ulaşabiliyordu. Ambargo altındaki İran bu şekilde para kazanıyor, aynı bölgede önemli bir politik güç elde ediyordu. Üstelik Azerbaycan Nahçıvan'a İran üzerinden gönderdiği doğal gazdan İran’a %15 komisyon veriyor, Türkiye de İran’dan pahalı gaz alıyordu. Şimdi Azerbaycan’dan Türkiye’ye bir gaz hattı döşenebilir, hatta Türkmenistan gazı Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa ile buluşabilir. Açılması planlanan koridor, Ermenistan ile İran arasındaki ticarete de zarar verebilir.

Kaynak: BBC Türkçe

Türkiye endişesi: İran merkezli muhafazakâr Javan gazetesi, Türkiye’nin Karabağ’daki savaş boyunca “Rusya'nın etkisini azaltmaya çalıştığını, jeopolitik, ekonomik ve enerji alanında çıkarlar hedeflediğini ABD'nin Rusya'yı kısıtlama stratejisine katkı sağladığını ve esas olarak kabul edilemez şekilde harita değişikliği yaparak NATO, İsrail ve ABD'nin Hazar Denizi'ne ulaşmasının yolunu açtığını” öne sürmüştü. Fehim Taştekin, Gazete Duvar'daki yazısında Türkiye'nin Kafkasya’da yerini büyütmeye çalıştığını, İran'ın bunu kendisi için tehlikeli bulduğunu ve Azerbaycan'a söylenen sözlerle Türkiye'ye de mesaj verildiğini belirtti.

İsrail endişesi: Türkiye ile İran arasındaki tarihî rekabet şu an için büyük bir düşmanlığa dönüşme potansiyeli taşımasa da İran’ın “can düşmanı” İsrail’le durumu çok farklı. Süleyman Seyfi Öğün, Yeni Şafak’taki köşesinde ABD’nin dış politika stratejisini Çin’e karşı oluşturmasının İsrail ile Rusya’nın yakınlaşmasına alan tanıdığını ifade ediyordu. Belki de bu sayede İsrail ile Azerbaycan da ilişkilerini geliştirme şansı buldu. İki ülke savaş döneminde büyük bir silah anlaşması yaparken İsrail’in ürettiği İHA teknolojisi Azerbaycan tarafından kullanıldı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre 2006-2019 arasında İsrail Azerbaycan'a 825 milyon dolar değerinde silah sattı.

İran, Azerbaycan’ın geri aldığı topraklara “teröristlerin yerleştirildiğini ve bölgede İsrail ajanlarının aktif hâle geldiğini" iddia ediyor. Azerbaycan İsrail’in İran sınırındaki varlığını reddetse de İran İsrail’in bölgedeki etkisinin artmasını kendi varoluşuna bir tehdit olarak görüyor. İslam Özkan, Gazete Duvar’daki yazısında “İsrail’in İran saldırısına uğraması durumunda üsleri kullanarak daha rahat hareket edebilmek istediğini” öne sürüyor. Azerbaycan’ın da buna alan açtığını iddia eden Özkan, ikili ilişkilerin “stratejik ittifaka” dönüştüğünü belirtiyor.

Ayrılıkçılık endişesi: İran’daki en büyük etnik azınlık olan Azeri Türklerinin sayısı, Azerbaycan’ın toplam nüfusundan daha fazla. Aralarındaki ayrılıkçıların sesi şimdiden duyulacak kadar gür. Hatta Azerbaycanlılar, İran’ın kuzeyini “Güney Azerbaycan” olarak isimlendiriyor. Avrasya analisti Eşref Yalınkılıçlı’ya göre İran’da “Bakü ve Tebriz’in birleşmesine karşı tarihten gelen bir korku var.” Dağlık Karabağ’daki savaş döneminde sınıra yığılarak Azerbaycan askerlerine destek veren, Ermenistan’a gönderildiği iddia edilen destek tırlarının yolunu kesen binlerce İran vatandaşı Azeri Türkünün görüntüsü akıllarda. İsrail’le yakınlaşan, Türkiye ile “sarsılmaz kardeşliğini” sürdüren, güçlenen ve kalkınan bir Azerbaycan’ın İran’ın içindeki ayrılıkçılığı tetiklemesi ihtimali de İran’ı Azerbaycan’ı durdurma çabasına itiyor. İran, buna karşılık Şii Azerbaycan nüfusu üzerinde dinî bir etki yaratmaya çalışıyor.

İran ile Azerbaycan arasında yaşanacak bir sıcak çatışma hızlıca çok büyük çaplı bir savaşa dönüşme riski barındırıyor. Hâliyle Türkiye-İran ilişkileri de tehlikeye giriyor. İran’ın Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarmasını kabullenmesi, stratejik tercihlerine saygı göstermesi, yıkıcı bir rol oynamaktan kaçınması gerekiyor. Tarih boyunca sınır paylaşan devletlere her zaman olduğu gibi şimdi de düşen sorumluluk, sağduyulu hareket etmek oluyor.

Spektrum

Her salı 15.00'te Türkiye'nin politik gündemi ve kent politikasında, her cuma 15.00'te uluslararası politikada öne çıkan gelişmelere dair hikâyeler, raporlar, kamuoyu araştırmaları ve dünya basınından önemli makaleler, her perşembe 15.00'te de haftanın politika özeti e-posta kutunda.