Aposto! - Öğrenciler geçinemiyor

Öğrenciler geçinemiyor

Ekonomi doktoru Güven Sak ve hayat pahalılığından şikayetçi öğrencilerle konuştuk.

Öğrenim Krizi serisinde daha önce “barınamama” ve bunun da uzantısı olarak “cemaat ve tarikat yurtları” problemlerini ele almıştım. Bu haftanın konusu olan hayat pahalılığı ise öğrenci, çalışan, aile, bekâr herkesi etkiliyor. Ancak bir kesime olan tesiri daha fazla. 

Eğitim temel hak. Öğrenciler devletin sağladığı imkânlarla lise eğitimini tamamlama hakkına sahip ancak devletin sunamadığı veya kısıtlı olarak sunduğu imkânlar öğrencilerin lisedeyken eğitimi ikinci plana atıp çalışmasına, üniversite sınavını kazanmasına rağmen maddi imkânsızlıklardan dolayı eğitime devam edememesine sebep oluyor.

Ailelerin maddi durumu öğrencileri etkiliyor

OECD Eğitime Bakış 2021 raporu, ailelerin sosyo-ekonomik durumunun öğrencilerin eğitim hayatındaki başarısını etkileme endeksinde Türkiye’nin birinci sırada olduğunu gösteriyor. Raporda avantajsız durumdaki ailelerden gelen öğrencilerin okulda iyi performans gösterme ve dijital öğrenme araçlarına sahip olma ihtimalinin daha düşük olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle bu öğrencilerin yüksek öğrenime devam etme ihtimalinin azaldığı belirtiliyor. Raporun çıktısını ülkemizde bizzat görebiliyoruz.

CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, son yıllarda üniversite öğrenimlerini yarıda bırakarak iş hayatına atılmak zorunda kalan öğrencilerin sayısını ortaya çıkarmak için geçen sene iki bakanlıktan bilgi talebinde bulunmuştu. Resmî verilere göre; 2020 yılına kadar 5 yılda 1 milyon 115 bin 530 öğrenci üniversitelerden kaydını sildirmiş veya dondurmuş.

Güven Sak neler diyor?

COVID-19 sebebiyle küresel bir krizin içine girdik, hükümetlerin ekonomik problemleri oldu. Ancak bu küresel krizden vatandaşın en az etkilenmesi için hükümetler yerel politikalarla durumu dengelemeye çalıştı. Türkiye’deki durumu ekonomi doktoru Güven Sak hocamıza sordum. 

- Bu konuşmayı yaparken bir anda dolar 9’u aştı, siz okurken ne durumda olur bilmiyorum. –

Öğrencilerin burs politikaları ve gıda fiyatları üzerine sürdürdüğümüz konuşmada Güven Hoca, “Pandemi nedeniyle son bir yılda küresel gıda fiyatları %33 artığını, Türkiye’deki kur artışı sebebiyle bunun bizim ülkemizde gıda şoku hâline geldiğini, kur istikrarının bu tür kriz dönemlerinde daha da önem kazandığını” belirtti. Kendisi bu dönemi en iyi anlatan kavramın “asimetrik büyüme” olduğunu söylüyor. Güven Hoca, 128 milyar dolar açığının pandemi dönemindeki sosyal destek ve diğer kamu politikaları eksikliklerindeki yerini vurguladı. Para yok, destek yok. 2018’de başlayan ve doğru yönetilemeyen bir süreçten söz eden Sak; başarısız ekonomi politikaları, bakanların ve merkez bankası başkanların değişim sıklığı, kur farkını sürekli faiz düşürme kararlarıyla kapatmaya çalışmanın global krizin etkilerini yerelde daha da hissetmemize sebep olduğunu söyledi. Bu durumdan da en çok etkilenenler elbette birikimi olmayan, hayatlarını yeni kurmaya çalışan insanlar: öğrenciler.

Ekonomi bizi "bayaaa bi etkiledi"

Pandemi bahanesi arkasına sığınılarak sürekli normalleştirilen kötü ekonominin bizi neden diğer ülkelerden daha fazla vurduğunu anlamak açısından Güven Hoca’nın açıklamaları önemli. Şimdi söz öğrencilerde. Sokak röportajlarında gördüğümüz “telefonunu çıkar göster” dayıların öğrencilerin sözlerini kesmesine izin vermeden yaşadığımız hayat pahalılığının onlara etkilerini sordum.  

*Görüştüğüm öğrenciler diş hekimliği, tıp, %100 burslu hukuk öğrencisi ancak aynı zamanda yarı zamanlı çalışan. Öğrencilerin üçü KYK bursu alırken bir tanesi dışarıdan burs alıyor. (Öğrencilerin talebi üzerine gerçek isimleri kullanılmamıştır.)

Öğrencilere en son ne zaman “iyi” bir yemek yediniz ve bir hafta içinde en çok ne tüketiyorsunuz diye sordum. Bu iyiyi hiç açmadım. Bir arkadaş Burger King’de bile artık menü almayı özlediğini, onu çok sevdiğini ve en son pandemiden önce yediğini iletti. En çok ne tüketiyorsunuz? Sorusuna yanıt “makarna ve ekmek ile mercimek çorbası” yanıtı aldım.
Kaynak: BirGün

 “Canımın bir şey çekme lüksü yok, meyve mesela”

“KYK yurduna 400 lira veriyorum geriye 250 lira kalıyor. KYK yurdunda yediğim yemeklerin besin değeri çok az, doymuyorum. Ancak dışarıda yemek yemek en az 25 liraya mal oluyor. Canımın bir şey çekme lüksü yok, eğer çalışmazsam sadece 10 gün boyunca gerçekten tok şekilde uyuyabiliyorum.” Ayşe’nin bahsettiği bu durumda, yurt masrafı ve yemek dışında hiçbir şey harcamaması gerekiyor, buna rağmen KYK bursları yalnızca 10 gününü karşılıyor.

Ailesinden maddi destek alamayan Ayşe, bu sebeple bir terapi merkezinde yarı zamanlı olarak çalışıyor. Haftada 26 saat çalıştığı yerden yalnızca 750 lira alıyor. Okulu bir hafta fiziksel bir hafta çevrim içi devam ettiği ve KYK yurdunun interneti yeterli olmadığı için ek paket almak zorunda, buna da durumu olmadığı için çevrimiçi ders notlarını arkadaşından alıyor. İki hayatın içinde sıkıştığını belirten Ayşe, “ne çalışanım ne öğrenciyim ne gencim” diyerek çalışmak zorunda olduğu için hiç sosyal hayatının olmadığı, kalan bütün vaktinde ders çalışmak zorunda kaldığı ama o vaktin bile dersler için yetmediğini belirtti. “Daha iyi bir hayat yaşamak için okumak istiyorum, şu anki hayat kalitem ileride daha iyi bir hayat yaşamama engel oluyor. Yaşamak için çalışmam lazım çünkü burs yaşamama yetmiyor.”

“Ayakkabı almak istedim”

Arkadaşlardan ortak olarak dinlediğim bir şikayet ise burs veren kurumların bir sürü belge/posta masraflar yaptırıp, burs vermek için KYK kredisinin bile olmamasını beklemeleri. “200 lira ile ne alabilirim ki? Burs veren kurum sadece 200-300 lira verip çalışmama ve burs almama şartı koyuyor. Yazlık ayakkabım ve botum var, şu an ara mevsimde giyinmek için ayakkabı almak istedim ama en uygunu bile bursum kadar.”

KYK bursu ve 300 lira burs alan Kübra’nın aylık geliri 950 lira. Bir başvuruda evdeki bütün beyaz eşyaların ve televizyonun markasını tek tek yazdırmışlar. Burak’a ise mülakatta “Telefonun markası ne, kaç model?” diyerek telefonunu gösterdiğinde “ihtiyacın olmadığını düşünüyoruz” diyerek reddetmişler.

Yurda gitme imkânım olmadığı için ailesi de üniversitesinin olduğu şehre taşınan Aysel’in ailesi kiralardan dolayı mecburen şehre uzak bir yerde oturuyor. Aysel okula gitmek için her gün 2 saat yolculuk yapıyor, ancak sabah kalkıp okulda kahve içme/kahvaltı yapma imkânı olmadığını söylüyor. “Kahve okul kantininde 8 lira. Uyanabilmek için 8 lira veremiyorum. Uyanmak bile çok pahalı. Ben part time çalışmama rağmen 500 lira alıyorum ve sabah kahvesi benim için lüks.” 

Hayat pahalılığı ülkenin geleceğini yok ediyor. Öğrenciler en temel haklarını elde etmek için tırnaklarıyla kazıyarak günü bitirmeye çalışıyor. Öğrenci, genç olarak hissetmiyorlar. 

Öğrenim krizinin farkına varalım. Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları sürüyor. Siyasilerin ve kanaat önderlerinin burs politikalarına dikkat çekmesi gerekiyor.

Spektrum

Her salı 15.00'te Türkiye'nin politik gündemi ve kent politikasında, her cuma 15.00'te uluslararası politikada öne çıkan gelişmelere dair hikâyeler, raporlar, kamuoyu araştırmaları ve dünya basınından önemli makaleler, her perşembe 15.00'te de haftanın politika özeti e-posta kutunda.

Benzer Yazılar

Esnaf iktidarının geleceğe yükü
Türkiye’de son 3 buçuk yılda giderek derinleşen ekonomik kriz, faiz indirimi kararlarıyla önlenemez yükselişi perçinlenen döviz kuru ve Enflasyon Araştırma Grubu verilerine göre son 12 ayda %44,70 artan Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) önümüzdeki dönemin pek de rahat geçmeyeceğine işaret ediyor....
© 2021 Aposto! Teknoloji ve Medya AŞAPOSTO’YU KEŞFETAYDINLATMA BEYANIKULLANIM KOŞULLARI