Aposto! - Beyoğlu Kültür Yolu kent suçlarını unutturur mu?

Beyoğlu Kültür Yolu kent suçlarını unutturur mu?

Galataport İstanbul'da gerçekleşen tanıtım toplantısıyla 29 Ekim'de başlayan "Türkiye'nin en büyük kültür ve sanat etkinliği" Beyoğlu Kültür Yolu Festivali, dün sona erdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un tanıtım toplantısında "İstanbul'un ve Türkiye'nin uluslararası markası hâline geleceğini" dile getirdiği festivale 1.000'den fazla sanatçı katıldı; 64 farklı noktada 40 sergi ve özel proje, 75 konser, 45 atölye çalışması, 25 sanat ve edebiyat söyleşisi ve video haritalama gösterileri düzenlendi. Bu kapsamda yeni Atatürk Kültür Merkezi’nin açılışı da gerçekleşti.

BirGün'den Filiz Gazi'nin "acıklı bir telaşla çizilen kültür rotası" olarak tanımladığı Beyoğlu Kültür Yolu'nda yer alan AKM, Narmanlı, Emek Sineması gibi mekânlar, tartışmalı geçmişleriyle anımsanıyor ve mücadelenin simgeleri olarak anılıyor. 

Memed Erdener - Beyoğlu Kültür Yolu

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 2. Başkanı Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ve şehir plancısı Ahmet Onur Altun, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’ne ilişkin görüşlerini Aposto! Gündem’le paylaştı. 

"Kültür soslu kent suçları"

Giritlioğlu'na göre AK Parti iktidarının göreve geldiği günden bu yana teorik arka planında iktidar - ideoloji - mekân ilişkisi yatan, şimdiye dek tüm iktidarların yaptığından daha güçlü ve yıkıcı bir anlayışla yerine getirilen "kent mekânı üzerinde güçlü bir tahakküm kurma çabasında" artış görülüyor. Giritlioğlu, ulusal ve uluslararası sermayeyi de arkasına alan iktidarın Cumhuriyet kazanımlarıyla mücadelesini 2013 sonrasında Ankara’da yaşananlarla örnekliyor.

Melih Gökçek’in İller Bankası yıkıntıları üzerindeki zafer pozu bu anlayışın en iyi fotoğrafıdır. Halka armağan edilmiş Atatürk Orman Çiftliği’nin parça parça Saray projesine ve yapılaşmaya açılması Marmara Köşkü’nün, endüstri mirası Su Süzgeci’nin, Ankara Maltepe Havagazı Fabrikası’nın, Çubuk Barajı Göl Gazinosu’nun yıkılması gibi örneklerle Cumhuriyet Ankarası adım adım yıkılırken İstanbul’da da paralel süreçler yaşanıyordu. 

Emek Sineması’nın yıkımı, Beyoğlu’nun hafıza mekânı işletmelerinin bir bir kapanması, "çatlayın, patlayın, inadına yıkacağız" söylemleriyle yıkılan Atatürk Kültür Merkezi'nin karşısında Taksim Camii'nin yükselmesi; 2013 sonrası yaşanan sürecin İstanbul’daki örnekleri arasında yer alıyor. 

Şehir plancısı Ahmet Onur Altun da bu yaşananları “Beyoğlu’nun bir kültür sanat merkezinden bir alışveriş merkezine dönüşümü” olarak niteliyor. Bu kapsamda Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nin gerçekleştiği mekânlara bakıldığında “iktidarın buradaki hafızayı ve yaşam kültürünü değiştirmeyi, burayı sahiplenmeyi amaçladığı” görülüyor.

Giritlioğlu'na göre Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin rotası; iktidarın 2000'li yılların en başından itibaren gerçekleştirdiği kent suçlarını özellikle muhalif kanat için meşrulaştırma, kültürle soslayıp üzerine kapatma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Kültür mekânları üzerinde bir hesaplaşma süreci yaşanan Beyoğlu’nda şu an gerçekleşenler iktidarın "en iyi kültür bizim kültürümüz" mesajıyla yıktıklarının üzerine yeni bir kültür "inşa etmesi" anlamına geliyor. Böylece 20 yıl içinde hafıza mekânlarına, kültürel yaşama, Cumhuriyet kazanımlarına hiç dokunulmamış; kentin eski sakinleri yerinden edilmemiş ve mekânlar inşaat sektörüne hiç pazarlanmamışçasına olup biteni toplum nezdinde olumlulaştırma stratejisi izleniyor. 

Altun da Deveaux Apartmanları’nın Demirören AVM’ye dönüşümünün bu iktidar zamanında gerçekleştiğine, festivalin önemli etkinlik noktalarından biri olan ve Tünel Sahne’ye ev sahipliği yapan, uzun süredir polis ablukasında bulunan Galatasaray Meydanı’nın ironik olarak yalnızca iktidarın izin verdiği ölçüde kamusal olduğuna, İstanbul’daki sayılı Cumhuriyet dönemi modern mimarisi miraslarından biri olan Karaköy Yolcu Salonu’nun kıyı şeridini özelleştiren Galataport’a dönüşmesine dikkat çekiyor ve ekliyor:  

"Beyoğlu'nun kültürel kimliğinin vurgulandığı ve Beyoğlu'nun kültürel olarak yeniden canlandırılmasının amaçlandığı festivaldeki başat mekânlara baktığımızda adeta bir hafızasızlık rotası çizildiğini görüyoruz. Kimliğinden arındırılmış, değiştirilmiş kültür mekânlarıyla hazırlanan rota ile burası kültürel olarak yeniden inşa edilmeye çalışılırken çok yakın zamanda yapılan müdahaleleri görmezden geliyor olmamız, daha da kötüsü bu müdahaleleri unutmuş olmamız umuluyor gibi görünüyor."

Londra Filarmoni, Chris Botti; Simge, Murat Kekilli

Bir köşede Londra Filarmoni'nin, Chris Botti'nin, Hindi Zahra'nın sahne aldığı festivalde diğer yanda Simge, Eypio, Mehmet Erdem, Murat Kekilli gibi isimler seyirciyle buluştu. Bu durumun bir "kapsayıcılık" çabası olup olmadığına ilişkin sorumuza Giritlioğlu’nun yanıtı şöyle oluyor: 

Biraz ondan, biraz bundan anlayışı, iktidarın kapsayıcılık kavramının henüz çok uzağında olduğunu ve sadece bir kolaj ortaya koyduğunu gösteriyor. Kapsayıcı bir anlayış, bir bireyin ve/veya grubun kendini toplumun parçası hissetmesiyle, değer verilme ve saygı görülmeyle açığa çıkan bir yaklaşımı içerir. Kaynakların ve hizmetlerin bu yönde ve adil bir biçimde paylaşımını esas alır. Tarlabaşı’nda yaptığı gibi, toplumun bir grubunu yerinden etmiş, Galataport’ta yaptığı gibi kamusal alanları özelleştirerek sermayeye altın tepsi içinde sunmuş, Emek ve AKM gibi toplumun kültürel yaşamını biçimlendirmede büyük rolü olan iki “değer”i yok ederek, entelektüel çevreyi AVM içi kültür merkezlerine muhtaç etmiş bir zihniyetin, iki farklı kültürel yapıya hitap eden şarkıcıyı yan yana getirerek kapsayıcı olma hedefi, ancak nafile bir çaba olabilir.

"Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'yle her ne kadar kentin kültürel potansiyeli vurgulanmaya ve Beyoğlu'ndaki kültürel iktidar ele alınmaya çalışılmış olsa da" Altun, festivalin "kentin kültürüne vurulan darbeleri hatırlatan, neredeyse toplumsal bellekle alay eden seviyede bir girişim olduğunu söylemenin abartılı olmayacağını" düşünüyor. 

Giritlioğlu ise Osmanlı'dan bu yana İstanbul halkının modern sosyokültürel yaşamının inşası açısından büyük öneme sahip bir bölgesi olan Beyoğlu'nda yirmi yıldır olup bitenlerin son derece üzücü olduğunu belirterek sözlerini şu cümlelerle noktalıyor: "Bu kent suçlarını bizler hep hatırlayacağız ve affetmeyeceğiz."

Aposto! Gündem

Hafta içi her sabah 07.30’da, 5 dakikada gündeme hakim ol. Kısa, öz, elle derlenmiş hikâyelerle gürültüden uzak bir haber deneyimine adım at.

© 2022 Aposto! Teknoloji ve Medya AŞAPOSTO’YU KEŞFETAYDINLATMA BEYANIKULLANIM KOŞULLARI